Güldeste - Blogcu


Güldeste

5/9/2008 - Mutluluk ve Hüzün...

    

        Sınıftayım…Her şey tamam.Çocuklarımın ders kitaplarını poşetlerine yerleştirdim.Her yıl yaptığım gibi sıralarının üstüne koydum önce.Sonra aniden vazgeçtim bundan.Her birinin kapaklı birer dolabı var.Tüm poşetleri dolaplara sakladım.Sıralarının üstünde kitaplarını göremeyince nasıl bir tepki vereceklerini merak ettim sanırım.

 

        Temizlik görevlileri sınıfı temizlemiş olsalar da ben tekrar dolapların,panoların tozunu aldım.Sonra tahtaya çocuklarım için bir not yazdım.Aslında not değildi sanırım.Bu kez özlem büyük olduğu için duygularımı birkaç kelime ile sınırlayamadım.Geçtim kapının önüne,seyrettim.Ne kadar boş ve anlamsızdı onlar olmadan.Ama sadece iki gün sonra kavuşacaktım ...

 

        Aşağı kata indim. O sırada Bihter kapıda belirdi.Rutin tahlillerini yaptırmış ve sonuçları almıştı.Sağlığı şükür çok iyiydi.Oradaki arkadaşlar ona takıldılar.”Hepimiz yaşlanıyoruz, beş yıl sonra ağzımızda diş kalmayacak,sana ihtiyacımız var…” gibi şakalar yapıp onu kutladılar…

 

        Kızımla yemeğe çıktık.Zaten birlikte son günlerimiz.Bir hafta sonra Ankaralı olacak.Gururla karışık hüzünleri de yaşıyorum içimde.Onunla ilk ayrılışımız bu.Hep dua ediyorum.”Kızım mutlu,sağlıklı olsun da varsın ayrı olalım”diye…

 

        Bu gece bir yandan miniklerime kavuşacağım günün sevinciyle,bir yandan da Bihter’imin gidişinin hüznüyle doluyum….

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

29/8/2008 - BEN...

Kategori: ANI

 


Da
ha dün çocuktum.
Okuduğum her roman karakterine büründüğüm günlerdi.
Reşat Nuri’nin “Acımak” ıyla bir
süre Zehra Öğretmen oldum.
Hayatım boyunca o kadar katı olamasam da roldü işte.
Sonra bir süre “Akşam Güneşi”nin
Jülide’si hissettim kendimi.En büyük hayalim bu
romanı bir gün filme çekmekti..
Yıllar sonra bir televizyon kanalında
seyrettiğim dizi ile hayal kırıklığına uğradım…

 

Büyüdükçe roman kahramanlığından çok gerçek
kişiliklere
büründüm.
Abdulhak Hamit’in “Lüsyen”i
olup kendimi en güzel hissettim…
Nazım’ın “Piraye”si olduğumda ise en onurlu kadın bendim…Hatta;
kendini en çirkin zanneden Mahmut Yesari’nin
güzel ahlâkı karşısında onun karısı olabilmeyi hayal
ettim…

 

Ama hayat bu…Hayaller bir süre için…Gerçek
hayatta bambaşka roller bekliyordu beni…
Romanlardakine pek benzemese de hayat,ben de
sevdim sevildim belki…Ama bu
sevginin sonunda anladım ki ben
“Vadideki Zambak”tım..

 

Şimdi eskiden dinlediğim taş plakların yerini
CD’ler aldı.Ama ben hâlâ aynı şarkıları dinliyorum..
”Yıllar Ne Çabuk Geçti O Günlerin Arasından”
derken geçen günlere inanamayacak kadar duygusalım...
”Kimseye Etmem Şikayet,Ağlarım Ben Halime”
derken de sitemim kendimden başkasına değil…

 

Ah! Koca Çocuk…Deli dolu kadın…
Bal gibi de yaşlanıyorsun işte…
Durup durup geçmişi yâd etmek niye?

13 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->



Hakkımda


YAŞAM YAŞAM

Son Yazılar

Mutluluk ve Hüzün...
BEN...
KIZIM'A...
....

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
http://www.guldeste.blogcu.com

Kategoriler

  • ANI
  • DENEME
  • MEKTUP
  • ŞİİR

  • Arkadaşlarım

    velenapruva
    amozonik
    defnenur
    meraldiren
    bendesaklisin
    pembeedunyam
    uzakdost
    matrakiye
    poyrazkoy
    yaziruhu
    kaybana
    delimavi32
    ilknur1959
    meleksoylu
    koyukahve
    sonsuzruh
    haticeak
    SessizSenfoni
    elifceyasam
    kaprislikalp
    gulce07



    tracker